googleaa5a57381788e84c.html

FOTOĞRAF SANATI

Fotoğraf sanatı: evrende var olan objeleri A-anlık hallerini işlenecek öğeler olarak ele aldığı için B-Bunları ışık ve renkleriyle değerlendirdiği için, ve bunları C-Teknik öğesini durağan olarak kayıt ettiği için, resim sanatının soyut olmayan kısmına dahil, tekniği farklı olmak üzere  resim sanatının bir yan dalıdır. Soyut olmayan resim sanatından hemen hemen hiçbir farkı yoktur. Fotoğraf sanatçısının tuvali duyarlı yüzey (film veya digital duyarlı yüzey), fırçası ise lensle ve diğer fotoğraf teknik elemanlarıyla kontrol edilen ışıktır. Soyut olmayan resim sanatçısı gibi fotoğraf sanatçısınında temel objesi evrenin bir parçasının görüntüsüdür.

 

Fotoğraf sanatı Resmin yan dalıdır ama burada vurgulamak gerekir, Fotoğraf sanatı Resim sanatının içindedir, Resim sanatının değişik bir tekniği olarak kendisidir, Resim Sanatı nasıl objeleri fırça darbeleri ve boyalarla  ister istemez değiştiriyorsa Fotoğraf sanatıda objeleri en azından siyah-beyaz çekerek, veya renkleri lens veya filmlerin özellikleri nedeniyle değiştirmesi kaçınılmazdır, yani fotoğrafçının sadece film veya lens seçimi bile orijinal objenin kopyasının eserde değişik olarak görünmesini kaçınılmaz kılar. Sayısal görüntülerin oranının çok arttığı günümüzde bu değiştirmeler çok daha kolaylıkla yapılabilmektedir, izleyiciyi ise sadece sonuç ilgilendirir. Bu yüzden sayısal ortamda fotoğrafların özelliklerinin değiştirilmesi ile değiştirilmiş veya değiştirilmemiş orijinal fotoğraflar diye ayırım yapılması sadece teknik anlamda anlamlıdır, sanat açısından  anlamlı değildir. Nesnelerin gerçek özelliklerini eserde değiştirmeden zaten sanat olanaksız gibidir, bırakın lens özelliklerini siyah beyaz fotoğraf bile çekmek nesnelerin gerçek özelliklerini eserde renk özelliklerini ağır bir biçimde değiştirerek sunmak değilde nedir?

 

Ayrıca Görsel sanat teknikleri yeni bir kompozisyon gibi birliktede kullanılabilir, örneğin bir Fotoğrafın üzerine, alanın bir kısmına yağlı boya resim yapılabilir, hatta başka bir alana vitray gibi cam parçaları yapıştırılabilir, veya alttaki Fotoğraf görülebilecek şekilde Ebru sanatı uygulanabilir, veya başka bir alana karakalem eklemelerde yapılabilir. Burada eğer Sanat sıfatını taşıyacaksa sanat eserin bir parçası değil bütünü olacaktır. Peki bu eseri görsel sanatın hangi tekniği ile isimlendireceğiz? mesela eğer bir Fotoğrafın üstüne  bir yağlı boya alanı eklenmişse bu Yağlı boya fotoğrafmı olacaktır yoksa Fotoğrafmı? Kolayı var hangi Teknik baskınsa veya hangisi daha çok alanı kaplıyorsa öyle isimlendirebilirsiniz, veya sadece bu karışık bir sanat eseri diyebilirsiniz. Benim kişisel fikrim bu işi eseri yaratan sanatçıya bırakmaktır, eğer bu tanımlamada çok büyük hata yapmıyorsa tabii.

 

Modern resim gibi fotoğraf sanatıda modern tarzda üretilebilir, modern sanatın tüm gereklilikleri rötuş veya sayısal değiştirmelerle fotoğraflarda uygulanabilir. Fotoğraf sanatı bazı fotoğrafçılar ve değerlendiriciler tarafından donmuş bir anın sanatı olarak tanımlanır halbuki fotoğraf sadece bir anı sadece kaydetmekle kalmaz, teknik anlamda yakaladığı anı alır ve geleceğe taşır, sanat anlamında ise geçmişi o anda sanatçının bakışına göre kaydeder ve geçmişin o ana kadar getirdiği bu nesnenin özelliklerini geleceğe taşır. Fotoğrafı çekilen nesnelerin veya kişilerin geçmişleri ve gelecekleri hakkındada bize fikir yürütme ve hüküm verme şansı verir. Bu yüzden fotoğraf sanatı  asla durağan ve o anla sınırlı kalan bir sanat değildir. Müziğin bize uzun sürede anlattığı mesajı bize donmuş bir kayıtla verir ama o kayıt hem geçmişi içerir (mesela bir ağaç fotoğrafı çekerken onun geçmişinide verir), ve objelerin o ana kadarki olan tarihsel ve kültürel anlamını yapılan kayıt anından başlayarak zamanda kayıt olarak ileriye doğru taşır ve bu ileriye taşınan zaman konusunda bilincimize fikirler katar. Kısacası resim sanatını ister boyayla, ister mozayıkla ister camla ister bir yere yapıştırılmış kağıtlarla yapın veya isterseniz Fotoğraf tekniğiyle yapın, Fotoğraf görsel sanatların ve bunun içinde resim sanatının bir parçasıdır.

 

Bu konuda Fotoğraf tekniğinde çok fazla kullanılan bir Komposizyon tekniğinden bahsetmek gereklidir: Sanat eserinin ana fikrinin bitmiş olması gerekmediği fotoğraf sanatı içinde geçerlidir, değerlendiriciye eseri algılaması için ve hatta isteniyorsa bitirmesi için alan bırakılabilir. Zaten her değerlendirici kendi bilgisi ve değerleri ölçüsünde sanat eserini değerlendirecektir, hatta o anlık ruh hali bile değerlendiricinin eseri algılamasını değiştirir, ama genel bir ortalama algılama düzeyini ele aldığımızda eser ana fikri bitmiş hazır olarak değerlendiriciye sunulması uygun olabileceği kadar, eserin ana fikrinin teknik olarak yarım bırakılarak değerlendiriciden eseri kendi subjektif değerlerine göre bitirmesi beklenebilir, bu edebiyatta daha çok semboller ve anlatılması çalışılan şeye benzer soyut veya somut  öğeler kullanılarak yapılır,  Kolay değil gibi gözüküyor bu yarım bırakma tekniği değilmi? Ama yinede sanat eserinin tümü olmasada parçalarının birbiriyle uyumlu olması veya eser bitirilmeme tercih edilmişse ilk parçalarının birbiriyle uyum içinde olması gerekmedir. Tümden uyumsuzluğunda bir uyum olduğu unutulmamalıdır.  Ama bu kompozisyon tekniği anlatıldığı  kadar zor değildir ve Fotoğrafçılar bunu ister istemez çoğu zaman kullanırlar. Mesela bir Peysajda, daha spesifik olalım bir ağaç Fotoğrafında eğer bir kısım ağaç tamamen gölgede kalıyorsa, ama ağacın ayrıntıları belirgin diğer tarafları bizim beynimizdeki ağaç imajını uyandıracak kadar yeterli ise, biz o ağacın (veya gölgele kalan peysaj bölümünün) eksik-karanlık görünen bölümlerini kendi beynimizde tamamlarız. Zaten Fotoğraf tekniğinin başlangıcından beri Siyah-Beyaz fotoğraflarda yeterli ayrıntı yaratarak, izleyicinin beyninde kendi renkleri kendilerinin koyması olgusu sürekli ama zorunluluk olarak mevcuttu.

 

Özet olarak İnsan beyni sınırları belirlenmiş ama tam olmayan objeleri tamamlamak eğilimindedir, bu tamamlama beyinde daha önce varolan bellek kullanılarak her kişiye ayrı olarak  yapılır, sanatçının bazı objeleri eksik bırakarak veya karanlıkta bırakarak bu eksik kısımları izleyicinin kendi belleğindeki verilere göre tamamlamasını beklemesi en eski kompozisyon tekniklerinden biridir.

There are no comments

5 − one =