googleaa5a57381788e84c.html

Antarktika / Türkçe


Güney Kutbu,

Antarktika,

Dünyanın en ücra, en uzak, en soğuk ve ulaşılması en zor coğrafyası …

Gizemli donmuş bir Kıta’…

Antarktika, tehdit altında, artık alarm veriyor. Modern insanın yaşam biçimi, küresel ısınmaya neden oldu.

İnsanlık, Dünya’nın sonuna doğru uzanan bu yolculuğu bilinçsizce sürdürüyor.

İklim değişiminden en çok etkilenen yer ise Güney Kutbu.

Güney Kutbu’na yani Antartika’ya zorlu bir yolculuğa başlıyoruz.

Uzun yol gemi Zodyak görüntüleri

 

Dünyanın sonu…

Ekvator’a en uzak nokta; Güney Kutbu.

Yapısı itibariyle sanki farklı bir gezegen.

Antartika’da yaşam buza bağlı. Güney Kutbu’nu, 2 Bin metre kalınlığında büyük bir buz katmanı zırh gibi örter. Buzun kalınlığı 4 Bin 300 metreyi bulur.

Antartika, 1900’lü yılların başına kadar insanlar için ulaşılması imkansız bir yerdi fakat şimdi eriyen buzullarıyla yanı başımıza kadar uzanıyor.

Kaşiflerin heyecanını korkuyla bölen Antarktika’nın varlığı binlerce yıldır biliniyordu. Keşfedilmesi için yüzlerce sefer düzelendi.

Ta ki, 1772’ye kadar.

Kaptan James Cook , bu gizemli yere ayak basabilmek için ahşap gemilerle yola çıktı.

Kaptan Cook, Antartika’nın etrafındaki küçük buzul adalarını ve yarımadaları keşfetti ama ana kıtaya ulaşamadı.

Cook, Seyir defterine şunları yazmıştı: “Güneye doğru baktığımda buzdan başka hiçbir şey göremiyordum.”

James Cook’un açtığı bu yolu bir çok kaşif izledi fakat Güney Kutbu’nun tam olarak keşfi yüz yıldan daha uzun sürdü.

Onlarca sefer düzenlendi, yüzlerce kâşif yaşamını bu uğurda yitirdi.

1911’de ise Güney Kutbu’nun keşfi iki hırslı adamın yarışına dönmüştü.

Norveçli Roald Amundsen ve İngiliz Robert Falcon Scott, tek kare fotoğrafını bile görmedikleri ve “dünyanın sonu” olarak adlandırılan gizemli bölgeye ulaşmak için yola çıktı. Böylece tarihin en büyük ve tehlikeli keşif yolculuğu başlamış oldu.

Amundsen ve Scott günlerce süren açlık ve soğuğa direndi, defalarca ölümle burun buruna geldi.  Bu zorluklara karsı onları hayatta tutan tek şey kendilerine olan inançları ve azim dolu motivasyonlarıydı.

Amundsen ve Scott, ağır koşullarda buzdan kıt’aya ayak bastı ancak asıl yolculukları yeni başlamıştı. Antartika’nın çetin şartlarıyla karşılaştılar.

Amundsen ve Scott, iki farklı yöne ekipleriyle birlikte yola çıktı. Kaşiflerin amacı Güney Kutup Noktası’na ilk varan kişi olmaktı ve ölümcül yarış başladı.

Hava, dünyanın başka hiçbir yeriyle karşılaştırılamayacak kadar sertti. Bölge düşündüklerinden daha büyüktü ve hedeflerine ulaşmaları tahmin ettiklerinden daha uzun sürecekti.  Amundsen ve Scott’ın, tüm hazırlıklarına rağmen gıda stokları yeterli değildi.

Kaşifler, hayatta kalmak için kızakları çeken köpekleri yedi.

Antartika, Eksi 30 dereceydi ve fırtına vardı. Hava karanlıktı. Amundsen ve Scott, buzların arasında mahsur kalmıştı.

Amundsen, Scott ve onlara eşlik eden ekip arkadaşlarından bazıları, ayaklarını kurtarmak için donan parmaklarını kesti. Bazıları da ölümün soğuk yüzüyle karşılaştı.

Yarışın kazananı Amundsen oldu. Scott’tan 1 ay önce Güney Kutup Noktası’na ulaşarak Güney Kutbu’na bayrak diken ilk kişi olarak adını tarihe yazdırdı.

Scott ise 17 Ocak 1912 Tarihi’nde Güney Kutup Noktası’na ulaştı, not  defterine “Ulu tanrım, burası korkunç bir yer” yazdı.  Bu satırlardan kısa süre sonra Scott ve ekibi kamp bölgesine dönmeye çalışırlarken donarak yaşamını yitirdi. Kamp alanına ulaşmalarına sadece 17 kilometre kalmıştı.

 

100 yıl sonra kâşiflerin motivasyon ve tutkularının izinde, ayları bulan hazırlıklar ve günler süren yolculuktan sonra bizlerde Güney Kutbu’na ayak basıyoruz.

İnsan yaşamının imkansız olduğu bir kıt’a.

Antarktika’da ancak bu sert koşullara uyum sağlamayı başarabilmiş hayvan türleri hayatta kalabilir.

Antartika, yaklaşık 13 milyon kilometre karelik yüz ölçümüyle dünya üzerindeki en büyük buz çölü.

Kışın yağan karlar ve donan buz kütlelerinin eklemlenmesiyle büyüklüğü iki katına çıkar.

Antartika, yeryüzünün %10’ununu kaplıyor ancak dünya buzul kütlesinin % 90’ına sahip.

Toplam tatlı su kaynağının % 70’i barındırıyor.

 

Gelgitler buzullardan büyük parçalar koparır. Kopan parçalar, okyanusun üzerinde devasa buz platoları oluşturur ve bu eşsiz manzara ortaya çıkar.

Kopan buz parçaları bazen de Antartika’nın sakinlerine seyahat imkanı sağlar.(26 saniye tümünü ver)

Güney Kutbu’nda yeryüzünün en soğuk ve en fırtınalı iklimi hüküm sürer.

Antartika’nın ilginç bir özelliği de Dünya’nın da en kurak yeri olmasıdır.

Kıt’anın bazı kesimlerine iki milyon yıldır yağmur yağmadı. Havadaki nem oranı Sahra Çölü’nden daha az.

 

Kutuplarda gece-gündüz döngüsü de Dünya’nın geri kalanından oldukça farklı. Yılın yarısı gece, diğer yarısı gündüzdür. Yeryüzünün en uzun günü ve gecesi kutuplarda yaşanır.

 

Uzun gece boyunca Güneş’in yaydığı ısı ve ışıktan faydalanamayan kıt’a hızla donar ve hava daha da soğur. Antartika, Vostok’da ölçülen eksi 89 derece Dünya’nın şimdiye kadar kayda geçen en düşük sıcaklık değeri olmuştur.

Antartika’da martta başlayan soğuk ve uzun gece, Eylül’de günesin ilk ışıklarıyla son bulurken Kutup hayvanları için de yaşam hareketlenir.

Bu soğuk çölde, gün ışığı döngüsü kara bitkilerinin yaşamasına izin vermez ancak Antartika’da hayat yine de vardır. Penguenler, foklar ve balinalar ve bazı kuş türleri Antartika’nın sakinleridir.

*hayvan türleri canlı 25 saniye

Kaygan ve parlak buz yüzeyinde kutup hayvanları için besin bulunmaz.

Kıtayı çevreleyen deniz, bu hayvanlar için gerekli zengin besin kaynağını sağlar. Kutup hayvanları, denizlerindeki planktonları ve balıkları yiyerek yaşamlarını sürdürür.

Yine de buzulların üzerinde yaşayan hayvanlar için karınlarını doyurmak ve hayatta kalmak kolay değildir.

Denizlere ulaşmak günler sürebilir. Yolculuğu, tamamlamayı başaramayanlar ise diğer hayvanlar için besin kaynağı olur.

300 kilometre hızla esen dondurucu rüzgarlara karşı kıyasıya bir yaşam mücadelesi sürer. Bıçak sırtı yaşam, hiçbir şeyi tesadüflere bırakmaz.

Buzullar, burada yaşayan hayvanlar için bir sığınak, savunma ve yasama alanı oluşturur.

15 saniye penguen

Penguenler Antartika’da yasayabilmek için evrimleşmişlerdir.

Scott zamanında ilk kaşifler, balık olduklarını kayıt etmişlerdi oysa penguenler uçamayan, dimdik durabilen, perde ayaklı deniz kuşlarıdır. Penguenlerin vücutları mekik biçimindedir; yüzgece dönüşmüş bir çift kanatları vardır; bu kanatların kemikleri, öteki kuşların kanat kemiklerinden daha kısa, daha geniş ve daha yassıdır.

Her sene üremek için aynı yere gelirler. Aynı penguenlerle eşleşirler.  Kalabalık koloniler halinde yaşarlar.

Oldukça gürültücü ve kavgacıdırlar.

Görünen kulakları olmasa bile penguenlerin duyma yeteneği çok gelişmiştir.

Yaşamlarının büyük kısmı buzun ortasındaki yuvalarına okyanustan yiyecek taşımakla geçer.

Yıl boyunca okyanus ve yuvaları arasında ortalama 13 Bin kilometre yol kat ederler.

6 ay sürecek Antartika kışı, ergenliğe erisen penguen yavruları için yuvadan ayrılma vakti demek.

Bu ayrılık yıllar sürebilir. Antarktika’nın kuzeyindeki sularda 3-4 yıl avlanacak, üreme vakitleri geldiğinde doğdukları yere tekrar geri dönecekler.

Yaşamları hep bu rutin içinde devam edip gidecek.

Penguenlerin tüyleri bir ölçüde kısa, bol ve sıktır. Vücudunun hemen her yeri tüyle kaplıdır. Kuyruklar kısadır. Penguen, tüylerinin bir bölümünün siyah, bir bölümünün beyaz olmasından ötürü, “frak giymiş” bir kuşu andırır.

Genç penguenler için tüy dökme zamanı. Penguenlerin eski tüyleri dökülürken aynı anda yeni tüyleri çıkar. Böylece penguenler, soğuğa karşı hiçbir zaman korunmasız kalmaz. Penguenler, bütün tüy değişimi süresince karada yaşar. Deri altındaki kalın bir yağ tabakası da, ısı yitimini önlemeye yardım eder.

Antarktika’nın renkleri siyah ve beyazdan ibaretmiş gibi görünebilir. Ta ki bir penguenle karşılasana kadar siyah beyaz tüylere sahip penguenlerin, kırmızı ayakları ve gagaları vardır bu yüzden kıtanın en renkli hayvanıdır.

Gagaları ile yapamayacağı şey yoktur. Penguenler için gagaları eli ve kolu gibidir; Kavgada, avlanmada yavrularını beslemede, haberleşmede, kur yapmada kırmızı çekici gagasını kullanır.

Penguenler küçük taşları toplayarak üzerlerine yuva yapar. Penguenler, küçük yavrularını ayaklarının arasındaki kesede korur ve boğazlarında taşıdıkları besinleri yavrularının gagalarına boşaltarak beslerler.

Penguenler balık avlarken çok miktarda deniz suyu yutar. Penguenlerin, gözlerinin arkasındaki özel bir salgı bezesi filtre görevi görür. Kanlarındaki fazla tuzlu suyu temizler.

Soğuktan ve rüzgardan korunmak için penguenler gruplar halinde kaya ve yamaçlarından faydalanırlar.

Antartika’nın soğuk ikliminde hiçbir sey yok olmuyor. Fosilleşmiş balina kalıntısı kıtayı terk etmiyor.

Balina kalıntıları arasında penguenler, yuvalarına dönüyor.

Doğada hiçbir şey çöp değildir ve Antarktika’da hiçbir fırsat kaçmaz.

Penguenlerin dışkısı nadir görülen kar kuşları için bir besin kaynağıdır.

Antartika’da yaşayan bu yırtıcı kuş ise sessizce avdan payına düşeni alabilmek için fırsat kolluyor .

Eğer fırsatı kaçırırsa açlıktan ölebilir.

Foklar, Kıta’da bütün yıl yaşayan tek memeli canlı türü. Yuvaları, buzulların altındadır. Foklar, buz yüzeyinde ayakta duramaz; yağlı ve tüylü gövdelerinin üzerinde sürünerek iler, sürekli değişen buz sınırı boyunca göç ederler. Buzullardan denize ulaşmak onlar için hayati bir mesele.

Foklar -50 derecelik soğuklara kadar dayanabilir, zamlananlarının çoğunu derin olmayan su kenarlarında ve buz üzerinde geçirirler. Foklar, kara memelisi olmalarına rağmen sualtında oldukça uzun süre avlanabilir. Dünyanın en iyi doğal dalgıçları arasında yer alır. Kanlarında muhafaza ettikleri yüksek oksijen sayesinde nefeslerini bir saatten fazla tutabilirler. Karada tehlikesiz ve hantalken sualtında oldukça kıvrak hareketli ve tehlikelidir.

Türleriyle esrarengiz bir sesle haberleşirler. Fokların sakin uyuşuk görünmeleri aldatıcı olabilir çiftleşme zamanı foklar, oldukça kavgacıdır.

 

Yavru bir fok, 3 hafta da ağırlığının 4 katına ulaşabilir. Çok yağlı olan anne sütü, yavru foklar için son derece beleyicidir.

Yavru fokların, fırtınada yollarını kaybetmemesi için koku duyularını geliştirmesi ve annelerinin kokusunu tanıması gerekir.

Kulaklı fok yavrusu, annesini kaybetmiş havayı koklayarak ondan bir iz arıyor .

Antartika’nın diğer sakinleri deniz aslanları, bir arada yasamayı tercih eder.

Bunun nedeni; soğuktan korunmak ve daha az enerji tüketmektir. Zamanlarının çoğu, karada uyuyarak geçer.

 

Ancak bir arada yaşamak ölümcül rekabetlere de sahne olabilir. Hayvanlar için kavga sebebi genelde dişilerle çiftleşmek olur.

Deniz aslanlarının ağırlıkları 2 buçuk tona ulaşabilir.

Deniz hayvanları, Antartika’ya ulaşabilmek için kilometrelerce uzaktan gelir imkansızlığın sınırlarında dolaşırlar.

Uzun süren kışın ardından kıt’anın ilk ziyaretçileri görünür. Üremek için ılık denizlere gitmiş̧ olan kambur balinalar için geri dönüş vakti.

Döndüklerinde, yedi aydır hiçbir şey yememiş̧ olabilirler. Yorgun ulaştıkları bu kıyılar onlar için bir ziyafet alanı olacaktır.

Uzun Antarktika kışı gelene kadar sıkı beslenmeleri lazım çünkü bütün yıl bu besin ile idare etmek zorunda kalabilirler.

Normal koşullar da bir balina günde bir ton deniz canlısı yiyebilir. Yılda otuz binden fazla kambur balinanın Antartika kıyılarına geldiği düşünülürse, kıyıların ne kadar cömert ve verimli olduğu tahmin edilebilir.

Bu yorgun balina için şimdi uyku vakti, birkaç dakikalığına bile olsa dinlenmesi gerek …

****BALİNA UZAT GÖRÜNTÜ VAR****

Balinları uzun ver

Antartikanın yüzeyine beyaz hakimken su altı oldukça renklidir.

Antarktika’ya yaz mevsimi geldiğinde sulardaki hayat da canlanır. Verimliliği artar. Deniz tabanı hakkındaki bilgimiz kısıtlı olsa da canlı çeşitliliğinin resiflerle yarıştığını biliyoruz.

Buzdan kıtanın hayvanları hayatta kalmak için denize bağımlıdır. Antarktika buzullarının altındaki ve etrafındaki sular besin açısından oldukça zengindir.

Buzullar kopup denizde sürüklenmeye başladıklarında okyanus tabanını oyarak ilerlerler. Bu da deniz tabanını alt üst eder. Buzulların bıraktığı deniz oyuklarında binlerce ezilmiş̧ yosun, kabuklu deniz hayvanları, ve deniz yıldızları kalır. Türlerin hayatta kalması için elverişli bir besin zinciri ortaya çıkar.

 

 

Yiyecek pesindeki foklar ve penguenler buz dağlarının izinden gider.

 

Antarktika, hakkında tüm bildiklerimize rağmen hala dünyanın en gizemli Kıta’sı.

Etrafa bakıldığında buzdan başka bir şey görmek mümkün değil.

Buzlarla kaplı sıradağlar, uçsuz bucaksız alanlar, insan ayağının değmediği bölgeler var. Dünya’nın en temiz havasını burada soluyabiliriz.

Kutuplarda yerleşik hiçbir insan topluluğu yasamaz, üzerinde hiçbir devlet egemen değil çünkü uluslararası anlaşmalar ve Antarktika’nın sert koşulları buna izin vermez.

 

Türkiye, henüz imzacılar arasında olmayıp “istişari olmayan ülke” statüsüyle yer aldığı Antarktika antlaşması Kıtada bilimsel ve barışçıl araştırmaların yapılmasına olanak veriyor. Antarktika bu anlaşmaya göre yönetiliyor.

Antartika, doğal bir laboratuvar gibidir ve dolasıyla bilimsel araştırmalarında ilgi odağında.

Antartika’nın vahşi ve ölümcül koşullarına rağmen araştırmacılar, farklı ülkelere ait 60’dan fazla bilimsel araştırma istasyonunda görev yapıyor.

Milyonlarca yıl önce donmaya başlayan buzullar için dünyanın “hafızası” demek yerinde olur.

Buz katmanları, bu noktada ağaçlara benzer; en derindeki halka en eski kayıt niteliğini taşır.

Buzulların arasında kalan hava kabarcıkları, tozlar ve katı parçalar gezegenimizin yapısı hakkında çeşitli bilgiler barındırır.

Bilim insanları, dünyanın bu en uç noktasında küresel ısı ve iklim değişikliği hakkında bilimsel araştırmalar yürütüyor.

İklim değişikliği ve küresel ısınma son yıllarda sıkça duyduğumuz iki kavram.

 

İklim değişikliği aslında doğal bir süreçti. Dünya, bazı dönemler soğurken bazı dönemler ısınır. Bu ısınma ve soğuma dönemleri milyonlarca yıl sürer ancak doğal döngü sanayi devrimiyle birlikte bozulmaya başladı.

Yasadığımız yüzyılda fosil yakıt tüketimi artarak devam ediyor. Gelişen sanayi ve modern yaşam, iklimin değişimine sebep oldu.

Verimliliği azalan tarım alanları artan dünya nüfusuna yetecek gıda üretimini karşılamıyor.

Yıllar önce bilim insanları, kullandığımız kimyasalların koruyucu ozon tabakasını incelttiğini tespit etmişti. Ozon tabakasının incelmesinin sonucu olarak günesin, tehlikeli mor ötesi ısınları yeryüzüne çarpmaya başladı.

Sera gazı dediğimiz bu gazlar Dünya’nın etrafını bir kılıf gibi sarıyor ve ısının içeride hapsolmasına neden oluyor. Dünya, tehlikeli bir biçimde kontrol dışı ısınarak iklimlerin değişmesine sebep oluyor.

 

İronik bir şekilde küresel ısınmadan etkilenen yerlerin basında dünyanın en soğuk yerleri olan kutuplar geliyor.

 

Antarktika’daki buzul tabakası en az 40 milyon yıldır aynı yerde. Bu böyle mi sürecek, buzullar hep orada mı kalacaklar? Yanıt vermek zor çünkü Antartika’nın bazı bölgelerinde buzul çekilmesi yaşanmakta. Buzullar yıllar önce eriyip yok olmaya başladı.

Buzulların yok olması, sadece küresel iklim dengesi için değil Dünyada’ki tüm canlı türleri için ciddi sorun teşkil ediyor.

Olağan dışı yağmurlar ve şiddetini arttıran fırtınalarla karşı karşıya kalıyoruz, kışlar daha sert, yazlar daha sıcak oluyor.

Hava, deniz ve diğer su kaynakları hızla kirleniyor.

Yüzde 98’i buzullarla kaplı Antarktika, 50 yılda 3 derece ısındı.

Oysa bir yüzyılda yaşanacak 1 derecelik artısın bile büyük felaketlere sebep olacağı biliniyor.

Dünyamızın kliması olan Kutupları kaplayan buzulların erimesi tehdidiyle karşı karşıyayız. Kutuplar, deniz seviyesinin 70 metre yükselmesine yol açacak kadar çok buzula sahip.

Uzmanlar 50 yılda bu buzulların büyük kısmının eriyeceğini düşünüyor. Bu durumda; dünyada başlıca sahil şehirlerinde yüz milyonlarca kişi evsiz kalabilir.

Küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanus derinliklerine, ekvatordan kutuplara kadar dünyanın her yerinde hissediliyor.

 

Bilim insanları sıcaklık artısının insan sağlık üzerinde ciddi olumsuz etkileri olduğu görüsünde.

Kutuplardan kopan bir buzul, okyanusun açık sularına doğru yol almaya başladığında sebep olduğu rüzgar ve fırtına ile tüm Dünya’da kendini hissettirir.

 

Mevcut teknolojik ilerleme ise, insanlığı bu dramatik değişimlerin etkilerinden koruyacak aşamada değil.
Küresel ısınmayla mücadele, Kutuplar ve yerküre açısından kritik öneme sahip.

Uzmanlar ise küresel ısınmayı yavaşlatmak için sadece 10 yıl kaldığını söylüyor.

Küresel ısınma ile mücadele esasında bilinç ve farkındalık temelinde gelişecek çok boyutlu bir mücadele gerektirir.

Su ve enerji kaynaklarını dikkatli kullanma, ulaşımda karbondioksit oranını azaltacak önlemler alma ve geri dönüşümü desteklemek gibi pratik adımlardan tutalım, devletlerin eğitim, sağlık, bilim, tarım, ve üretim politikalarının yeniden düzenlemesine kadar uzanır. Fosil yakıt kullanımının terkedilmesini, kozmetik sanayinin ekolojik temelde yeniden düzenlenmesini de gerektiriyor.

Buzullar erirse, insanlık için felaket getirir.

Yerküre, her geçen gün daha da ısınıyor.

Doğal afetler, Dünya’nın insanlığa uyarısı.

Aynı zamanda daha büyük felaketlerin de işareti.

 

Bu döngü, Dünya’daki doğal yaşamın dengesini bozuyor.

İnsanlık yaşamının devamı için bu olumsuz değişime izin vermemelidir.

Doğanın bir mirası olan Antartika’yı korumak, geleceğimize sahip çıkmak demektir.

 

Antarktika’nın Kaderi Bizim Kaderimizdir.

Bu görsel şölen yok olduğunda perde bizim içinde kapanabilir.

Antartika beyaz battaniyesini üzerine çekerken gün uzun bir geceye dönüyor. Kim bilir belki bir gün bir  kutup sabahında güneşi  karşılamaya geliriz.

 

 

 

 

YÖNETMEN NOTU:

*YENİ METİNDE YÜZDE 50 GÖRÜNTÜ TASARUFFU VAR BUNLARIN EN İYİ LERİNİ SECELİM SÖZ DISINDA MÜZİK EŞLİGİNDE SADECE GÖRÜNTÜLER VEREBİLİRİZ

*GEÇİŞLER GÖRÜNTÜLER DİKKATE ALANIRAK YAZILDI GECİŞLER DE BOS SESSİZ GÖRÜNTÜLER VEREBİLİRİZ

*7 SANİYE KURALINDA ESNEKLİK YAPILABİLİR

*GÖRÜNTÜ VE SESLER DE NEFES PAYLARINA DİKKAT EDELİM

*FOLEY LERDE SES SENKRONUNA DİKKAT EDELİM

* MÜZİK SENKRONU VE FOLEY SENKRONU İYİ YAPILMALI